Nedir.Org
  • 1
19446
2
Okunma
11
Cevap
1
Soru :

Olay hikayesine örnekler

Olay hikayesine örnekler
Bölüm: Türkçe
Durum: Çözüldü
Tarih: 1 hf. önce
0 kişi takip ediyor

Verilmiş Cevaplar


17



2020-11-21 21:15:43 #
Cevap :

Olay Hikayesinin Özellikleri

  1. Romanın kısa halidir. Giriş (serim), gelişme (düğüm) ve sonuç (çözüm) bölümlerini içerir. 
  2. Öyküde yaşanan olay ön plandadır. Bu nedenle olayın gidişatı ve sonuca bağlanması baştan iyi bir şekilde planlanmıştır.
  3. Olay öyküsünün orta kısmında genellikle gerilim oluşur. Sonra da olay bir sonuca bağlanır. Bazı olay örgüleri şaşırtıcı sonlarla sona erer.
  4. Olay öykülerinde entrikalar, çeşitli dikkat çekici olaylar vardır. Kişiler iyi veya kötü yönleriyle ön plana çıkarlar. Zıtlıklar belirginleşir.
  5. Konular genellikle gerçek hayattan alınır ve gerçek hayatla paralellik gösterir.
  6. Bazı olay öykülerinde üzücü olarlar aktarılır. Bazılarında ders verme ve bir şeyler öğretme isteği ön plandadır.
  7. Olayların ilgi çekici olması için merak unsuru ön plana çıkarılır. Ayrıntılı anlatım söz konusudur.
  8. Olay için seçilen yer ile kişiler arasında genellikle sıkı bağ vardır. Kişiler ve mekanlar detaylı tasvir edilir.

Olay Hikayesi Örnekleri

Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Reşat Nuri Güntekin gibi gibi edebiyatçılarımız olay öykülerinde başarılı eserleri vardır.

Gözyaşı (Refik Halit Karay)

Gözyaşı (Refik Halit Karay)

Yeni tuttuğu hizmetçi kadına dedi ki:”Dilin Anadolulu’ya benzemiyor. Rumeli’li misin sen?” “Erfiçe köylerindendim. Alnımın yazısı imiş, buralara düştüm.”   Anlıyor ki önceleri sarışın imiş, mavi gözlü imiş.

Şimdi saçlar küçük aktar dükkanı bebeklerinin ne kıla, ne de ota benzeyen, dokunsanız hışırdayacağını sandığınız cansız, kuru, soluk rengini, şeklini almış. Gözleri eski şekerlenmiş şuruplar kadar donuk, cansız, katı, suyu çekilmiş… Dibe çökmüş bir tasa, kaygı tortusu. Bu kadar kuru, kabuğa benzeyen göze hiç rastlamamıştı. Belli ki bu kadın akşam rakısı, zamanında, onun ağız tadını kaçıracak. İçinden: “Bir başkasını bulunca savarım!”Balkan Savaşı kopunca, hududa çok yakın olan köyde, bir akşamüstü şu korku yayılmış: Düşman geliyor! Müslüman erkeği süngüleyecek ve Müslüman kadınını kirletecek. Bütün köy halkı mal, mülk ne varsa bırakıp kaçmaya karar veriyor; bir anda at, öküz, araba, kaçış için ne taşıt varsa hepsi hazır oluyor.

Dul Ayşe de hazırdır; bir atın üstündedir. Terkisinde, beş yaşındaki oğlu, belinden sımsıkı sarılmış, önünde üç yaşındaki kızı bir kuşakla dizlerinden eğere bağlı, kucağında bir yaşına basmayan yavrusu uykuda…

Tepelerden, ara vermeyen, soluk aldırmayan bir yağmur iniyor; kış başlangıcı yağmuru… Biliyorlar ki bu böylece sürerse ovayı su basacaktır; çaylar kabaracak, nehirler taşacak, köprüler çökecek, yol, iz kalmayacaktır. Islak gece içinde, sırsıklam bir kafile, kimi atla koşuyor, kaçıyor.

Öndeki ümit, ordumuza yetişmek, arkadaki korku düşman ordularına çiğnenmek!

Öne bakıyorlar: Çamur, yağmur, karanlık… Şimşek bile çakmayan koyu, değişmez bir karanlık. Arkaya bakıyorlar: Gene öyle bataklıklar, su katmanları, gece… Dinliyorlar: Uzaklarda kabaran derenin yüklü uğultusu ve yakınlarda çamura batıp çıkan ayakların boğuk hışırtısı…Ayşe, beline dolanan ufak kolların ara sıra gevşediğini, duruyor.”Uyuma Ali, diyor, uyuma!”Önündeki baş yavaş yavaş dikliğini kaybediyor, dizine doğru eğiliyor:”Uyuma Ali, diyor, uyuma!”Önündeki baş yavaş yavaş dikliğini kaybediyor, dizine doğru eğiliyor:”Uyuma Emine’m, diyor uyuma!”Sonra kucağında kıpırdamalar başlayıp hafif ağlamalar işitince:”Uyu ciğerim, diyor, uyu Osman’ım!

At ikide bir sürçüyor, kapanıyor, soluyor, kendisini toparlıyor; gömülüyor, gene silkiniyor, gene ilerlemeye çabalıyor. O, yaşlı, romatizmalı, yılgın bir beygirdir. Toprak ise gittikçe vıcık bir hale gelmektedir. Yağmur kesilmek bilmediğinden saplanıp kalmaları veya taşan bir ırmağın akıntısına kapılarak boğulmaları olasılığı çoğalıyor.

Ayşe, yavrularına sarılarak ölmeyi, artık, atın ve kendisinin güçsüzlüğüne bakarak kötü kötü düşünmektedir. İçindeki en ürkütücü korku şimdi şudur: Atından ayrılarak üç canlı yükü ile yayan kalmak.

Önce çöken, sonra da başını uzatıp yan üstü uzanan, bir türlü kalkmak gücünü bulamayan attan iniyorlar; çarçabuk iniyorlar. Çünkü durmadan ilerleyen felâket topluluğundan ayrı düşmek Ayşe’ye her şeyden daha korkunç geliyor.

Fakat geride kaldığını anlayıp bir süre sıkı yürüyünce artık bu üç çocuğu birden taşımak, sürüklemek olanağı kalmadığını görüyor, hem koşuyor, hem düşünüyor: İkisini olsun kurtarmak için birini feda etmek, hafiflemek gerekir.

Hangisini?

Ayşe, yanında diz kapaklarına kadar çamurlara bata çıka yürümeye çalışan Ali’nin minimini elini bırakmak istemiyor. Boynuna dolanan güçsüz kolları da çözmeye cesareti yoktur. Kucağındaki ıslak, kımıltısız, sessiz bohça ona zaten cansız gibi görünüyor. Belki kendiliğinden, soğuktan, sudan, havasızlıktan, ezilmekten ölmüştür. Ananın bir ümidi budur: Yaşamadığını anlayarak, acı çekmeden, kundağı bir tarafa, en az çamurlu, en az batak yere bırakıvermek…Bütün o kıyamet içinde, elinden tuttuğunu ve omuzlarında taşıdığını sürüklerken kucağındakine eğiliyor, dinliyor… Ses işitmemek, hareket duymamak ümidiyle dinliyor ve yavrusunun kısık kısık, ılık ılık ağladığını duyuyor, “eyvah!” diyor.

Bu sırada, ilerleyen kafile, selin batıra çıkara, vura çarpa sürüklediği bir yıkıntıdan başka bir şey değildir. Karanlığın içinde düşerek çamurlara gömülenler, üstüne basılarak ezilenler çoktur. Ayşe, hâlâ yükünü atmaya razı olamıyor. Yüzü ve vücudu belki de, yağmurdan fazla döktüğü soğuk terle ıslanmıştır. Soluk soluğadır. Dizlerinde, ayaklarını çamurdan çekebilecek güç gittikçe azalıyor, kollarında ve boynunda öyle bir kesiklik, bir uyuşma, bir karıncalanma, sonunda bir duyumayış var ki… Gözlerini kapıyor, sol kolunun açılıp yükünü, kendiliğinden bıraktığını ancak yarı anlayabiliyor.

Şimdi göğsünün üstünde başka bir yük, daha ağır fakat daha sıcak, daha canlı, soluyan ve sarılan birini duyuyor: Ali, gemi azıya almış, bir atın arkasından, özengiye takılı çekilen bir ceset gibiydi, yürümüyordu, yüzükoyun, elinden anasına bağlı sürükleniyordu. İşte o, şimdi, bağrının üzerindedir. Uzun bir özlemden sonra birbirlerine kavuşmuşlar gibi sokuluyorlar, belki seviniyorlar. Kaçma süregitmede, yağmur ve çamur da beraber…

Böyle birkaç saat mi, yoksa birkaç dakika mı gene koşuyoruz sanıyorlar. Ayşe tükeniyor, demin yolda bıraktıkları at gibi yere uzanıvereceğini anlayarak, haykırmak, birini imdadına çağırmak istiyor. Gene koşuyor ve birden, şaşılacak bir hafiflik, bir canlılık duyuyor, ileriye atılıyor.Neden sonra anlıyor ki boynundan sarılan zayıf ufak kollar artık yoktur: Emine de dökülmüştür.

Çık sırtıma Ali, diyor, iyice sarıl, sıkı sarıl, sakın gevşeme!

Ve böyle, kanının son ateşini yakarak, kayıp düşerek, gene kalkarak, gene yuvarlanarak yağmur, ter, gözyaşı yüzünü yıkaya, sürekli, mola vermeden, yürüyor. Ali’sini kurtarmış olmak sevinciyle. Öbür felâketlere katlanıp ümit içinde yürüyor, kafileye yetişiyor, kafilenin önüne geçiyor, kafileyi geride bırakıyor ve tan ağarırken ay yıldızlı bir ıslak bayrak çekili küçük bir kasabaya varıyor. Yükünü bir cephane sandığının üstüne indiriyor:”Kurtulduk Ali, diyor. Kalk Ali!”Ali kalkmıyor, kımıldamıyor. Ayşe saatlerden beri bir ceset taşıdığını anlamıyor, anlamak istemiyor, hâlâ: “Kalk Ali, kurtulduk Ali.”Diyor, gülümsüyor, kesintisiz, geceki yağmur gibi dökülen coşkun gözyaşları içinde gülümsüyor. Hizmetçi donuk, cansız, katı, suyu çekilmiş kuru böcek kabuğu gözlerini işaret etti:

-Bey, dedi, işte o günden beri ben ağlayamam,ağlamak istesem de bilmem ki neden gözlerimden yaş gelmiyor! …

0 kişi beğendi

Cevap Yaz


×
Seç Değiştir



×
Seç Değiştir

×
Örnek 1 : https://www.youtube.com/watch?v=0zuBFyfQ3Qc
Örnek 2 : https://vimeo.com/8802569

01 | Olay Yazısı Nedir

Olay Yazısı Nedir ? Kişi,yer ve zaman öğeleri kullanılarak serim, düğüm, çözüm planına göre "kurgulanarak" yazılan bir ya da birçok olay ya da durumun anlatıldığı sanat metinlerine-edebi metinlere olay yazıları denir.(ilköğretimde olay yazıları lisede " Anlatmaya ve göstermeye bağlı edebi metinler" olarak yeniden sınıflandırılıyor.)
Bu tanıma göre: Roman,hikaye,masal,fabl,destan,efsane,halk hikayesi,tiyatro gibi türler "olay yazıları" olarak tasnif edilebilir.

Anı,günlük ve gezi yazısı türleri "kurgusal olmadıkları ve.. - Yazıya Git..

02 | Olay Hikayesi

Olay (Klasik Vaka) Hikayesi NedirBir olayı ele alarak, serim, düğüm, çözüm plânıyla anlatıp bir sonuca bağlayan öykülerdir. Kahramanlar ve çevrenin tasvirine yer verilir Bir fikir verilmeye çalışılır; okuyucuda merak ve heyecan uyandırılır. Bu tür, Fransız yazar Guy de Maupassant (Gi dö Mopasan) tarafından yaygınlaştırıldığı için “Maupassant Tarzı Hikâye” de denir.Olay Hikayesi Özellikleri
Klasik bir yapı ve roman kurgusu içinde oluşturulur. Hikâye belli bir giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur.
Hikâye, olay.. - Yazıya Git..

03 | Olay Paragrafı

Dikkat çekecek özellikte ya da ibret alınacak nitelikte olayların anlatıldığı paragraflardır. Bu tip paragraflarda olay belli bir zaman sırası içinde genellikle süssüz ve yorumsuz bir şekilde anlatılır.
Bu tür paragraflar roman ve hikaye gibi edebiyat türlerinde daha yaygın kullanılırlar. Bu paragraflar roman ve hikaye kişilerini belli bir mekan içinde anlatırlar. Olay paragrafları yazıda hareketliliği sağlarlar.
Olay Paragrafı Örnekleri
Örnek 1: “-Kolunun diyetini benim verdiğimi unutuyorsun galiba, dedi. Ben
olmasam şimdi.. - Yazıya Git..

04 | Olay Yazısı

Olay Yazısı Nedir ?
Kişi,yer ve zaman öğeleri kullanılarak serim, düğüm, çözüm planına göre "kurgulanarak" yazılan bir ya da birçok olay ya da durumun anlatıldığı sanat metinlerine-edebi metinlere olay yazıları denir.(ilköğretimde olay yazıları lisede "Anlatmaya ve göstermeye bağlı edebi metinler" olarak yeniden sınıflandırılıyor.)
Bu tanıma göre: Roman,hikaye,masal,fabl,destan,efsane,halk hikayesi,tiyatro gibi türler "olay yazıları" olarak tasnif edilebilir.

Anı,günlük ve gezi yazısı türleri "kurgusal olmadıkları ve.. - Yazıya Git..

05 | Olay Tutanağı Örneği

Olay Tutanağı Nasıl Tutulur
Cevap : Olay tutanağı bir görev başındayken yaşanılan bir olayı bir durumu yazılı olarak tanzim edilmesine denir. Örneğin çalışırken bir olay olması gibi. Genelde bu tutanakları iş yerlerinde iş yeri sorumluları veya okullarda nöbetçi öğretmenler tutar. Şahitler varsa imzalatılır. Size aşağıda olay tutanağı örneği yazıyorum.

Olay Tutanağı Örnekleri
Olay Tutanağı
31 Temmuz Salı günü 16:29 saatleri arasında personel amirliği görevini yürüttüğüm xxx isimli firmanın personel.. - Yazıya Git..

06 | Olaya dayalı plan uygulanan yazı türü

olaya dayalı plan uygulanan yazı türü nedir? olaya dayalı plan hangisinde uygulanır? - Soruya Git..

08 | Olay eş anlamlısı

Olayın eş anlamı nedir? - Soruya Git..

09 | Olay yazısı nedir

Bu sorunun cevabı için bana yardımcı olur musunuz. - Soruya Git..

10 | Olaya dayalı metinler nedir

Olaya dayalı metinler nelerdir - Soruya Git..


Benzer Sorular
İlgili Aramalar
  1. olay hikayesine örnekler
  2. olay hikayesi örnekleri
  3. olay hikayesi örnekleri lise
  4. olay hikayesi örnekleri kısa
  5. olay hikayesi örnekleri uzun
  6. olay hikayesi örnekleri lise uzun
  7. olay hikayesi örnekleri ömer seyfettin
  8. olay hikayesi örnekleri eodev
  9. olay hikayesi örnekleri pdf
  10. olay hikayesi örnekleri 9.sınıf
Türkçe Bölümü Yeni Sorular











Geri
Geçmiş
Soru Sor
Arama
Menü
Kapat
Hareket Dökümü
Online Üyeler
  • muzur06
    muzur06
    Belirtmemiş
  • Abdul Muhe Ymin
    Abdul Muhe Ymin
    Belirtmemiş
  • cagara50
    cagara50
    Belirtmemiş
  • Mehmetkaptan55
    Mehmetkaptan55
    Belirtmemiş
  • Berke59
    Berke59
    Belirtmemiş
  • Büşra Dere
    Büşra Dere
    Belirtmemiş
  • Cemmm
    Cemmm
    Belirtmemiş
  • İrem
    iremugras123
    Kütahya
Sitemizi kullanarak, Çerez Politikamızı , Gizlilik Politikamızı ve Hizmet Şartlarımızı okuduğunuzu ve anladığınızı kabul edersiniz.. Detay. ×